Biyogaz – Gelecek için enerji

Yenilenebilir enerji kaynağı olarak biyogaz özellikle son on yılda birçok ülkede ciddi derecede önem kazanmıştır. Halihazırda Almanya’da toplam elektrik gücü 2,8 Gigawatt’ı bulan yaklaşık olarak 7.000 tesis faaliyet göstermektedir. Bu tesislerin ürettiği elektrik enerjisi ortalama boyuttaki  ikibuçuk nükleer santralin üretim kapasitesine denktir. Bir başka deyişle, bütün özel konutların % 13’ünün elektrik ihtiyacı bu şekilde biyogaz vasıtasıyla karşılanabilmektedir.
Türkiye’de de biyogaz üretimine dönük büyük ve şimdilik geniş ölçüde kullanılmayan bir potansiyel bulunmaktadır. Alman Biyokütle Araştırmaları Merkezi (DBFZ) tarafından Türk uzmanları ile işbirliği içerisinde hazırlanan, Türk-Alman Biyogaz Projesi kapsamında yer alan bir araştırmaya göre, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının azami % 12’si biyogazdan elde edilebilir. Teknik biyogaz potansiyeli içerisinde yaklaşık olarak % 40’lık bir orana sahip olan sığır gübresi (katı ve sıvı faz karışık) ve tavuk gübresi en önemli substratları teşkil etmektedir. Çevre için taşıdıkları yüksek önemden dolayı bu substratlar Türk-Alman biyogaz projesinin ağırlık merkezini oluşturmaktadır.
Yenilenebilir Enerji Kanunu‘nda değişikliğe gidilmesiyle birlikte 2011 yılında Türk biyogaz sektörünün gelişimine yönelik siyasi çerçeve koşullarının oluşturulmasına başlanmıştır. Türkiye’deki biyogaz sektörüne ilişkin güncel bilgilere buradan erişebilirsiniz.
Biyogaz nedir?
Biyogaz, biyokütlenin işlenmesi sonucunda elde edilen yanıcı bir gazdır. Biyogaz, yanıcı diğer gazlardan (örneğin doğalgaz) farklı olarak sadece hayvansal veya bitkisel, yani organik hammaddelerden elde edilmektedir: Biyolojik atıklar, gıda sanayii kaynaklı organik atıklar, mısır veya şeker pancarı gibi enerji bitkileri ile hayvan besiciliğinde oluşan hayvansal dışkılar biyogaz tesislerinde substrat olarak kullanılabilir.
Biyokütlenin biyogaz tesisinde işlenmesinin başlıca süreçleri, kullanılan substratların bileşiminden bağımsız olarak şu şekilde tarif edilebilir:
Bakteriler ve başka mikro organizmalar kullanılarak biyogaz tesislerinde biyokütle ayrıştırılır. Bu çok aşamalı fermantasyon sürecinin nihai ürünleri olarak, hava (oksijen) ve ışıktan arındırılmış olan nemli ortamda özellikle metan (% 45-70) ve karbon dioksit (% 25-55) oluşur.
Biyogazın enerji olarak kullanılabilirliği öncelikle biyogaz içerisindeki metan oranına bağlıdır. Üretilen biyogaz genelde kombine ısı ve enerji santrallerinde (kojenerasyon), doğrudan lokal çapta kullanılabilen veya elektrik şebekesine verilebilen elektrik enerjisine dönüştürülmektedir. Yanma aşamasında ayrıca oluşan ısının da tesis yakınındaki binalar veya seraların ısıtılmasında, saman kurutulmasında, süt soğutulmasında veya ahırların iklimlendirilmesinde kullanımı mümkündür. İşletme ekonomisi açısından başarılı olabilmek için elde edilen her iki ürünün de (elektrik ve ısı) kapsamlı bir şekilde kullanılması büyük önem arz etmektedir.
Bir başka ürün ise, yüksek kaliteli tarımsal gübre olarak işletmeci tarafından kullanılabilen ve satılabilen fermantasyon artıklarıdır. Ham haldeki sıvı veya katı çiftlik gübresine kıyasla fermantasyon artıklarının sahip olduğu avantaj, besin maddelerinin bitkiler tarafından daha rahat emilebilmesidir. Ayrıca biyogaz üretim süreci sonucunda elde edilen sıvı gübre, kimyasal bakımdan daha az agresif ve genelde kokusuzdur. Hastalık oluşturucu bakteriler de biyogaz üretimi süreci içerisinde büyük ölçüde yok edilmektedir.
Sürdürülebilir bir Çözüm olarak Biyogaz
İklim ve Çevre Koruması
Yüksek yoğunluklu tarımsal faaliyetler sonucunda iklime önemli ölçüde zarar veren azot oksit ve metan emisyonları oluşmaktadır. Bunun dışında hayvan yetiştiricliği de birçok ülkede ciddiye alınması gereken “dolaylı” bir çevre sorunu teşkil etmektedir. Çiftlik gübrelerinin tarımda sahip oldukları ekonomik ve ekolojik değere ilişkin bir bilincin var olmadığı yerlerde, sıvı ve katı çiftlik gübreleri çoğu zaman lokal yer üstü sularına (yakınlardaki dere ve nehirlere) veya yakınındaki tarım arazilerine deşarj edilmektedir. Bunun sonucunda ise yer üstü ve yeraltı sularında yüksek azot ve fosfor konsantrasyonları, koku ve hijyen sorunları meydana gelir. Organik artık maddelerinin enerji üretiminde ve tarımsal alanlarda kullanılması sonucunda biyogaz sistemleri, sözü edilen sorunların asgariye indirilmesine katkıda bulunabilir.
Fosil enerji kaynaklarından üretilen enerjiye kıyasla biyogazdan üretilen enerjinin CO2 derecesi prensip olarak nötrdür: Yani açığa çıkan CO2, daha önce bitkilerin atmosferden aldıkları CO2 kadardır.
Merkezi olmayan (desantral) ve güvenilir enerji tedariki
Biyogaz, özellikle yüksek enerji açığı bulunan ülkelerin enerji güvenliğine de katkıda bulunabilir. Biyogaz tesislerinde üretilen elektrik ve ısı daha ziyade lokal çapta kullanılmak suretiyle, merkezi olmayan bir enerji altyapısının güçlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca kırsal alanda istihdam imkanları yaratılmaktadır. Ö Almanya’da biyogaz sektöründe yaklaşık olarak 45.000 kişi istihdam edilmektedir.
Rüzgar ve güneş enerjisi gibi başka yenilenebilir enerji sistemlerine kıyasla biyogazın sahip olduğu bir başka avantaj ise, üretimin büyük ölçüde hava ve iklim şartlarından ve mevsimlerden bağımsız olmasıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.